← Pencereyi Kapat
Hayat Penceresi Web Sitesi
https://hayatpenceresi.com
Yazdırma Tarihi: 27.10.2026 09:04

Nasip , Kader ve İrade

Kategori: İnanç & Maneviyat
Yazar: Mehmet Acar
Tarih: 25.10.2026
Okuma Süresi: 4 dk
Nasip , Kader ve İrade

İnsan, hayatı boyunca bazı şeylerin kendi elinde olduğuna inanmak ister. Bir kapının açılması için ısrar eder, bir insanın kalması için çabalar, bir ihtimalin gerçeğe dönüşmesi için türlü yollar dener. Oysa zaman geçtikçe anlar ki hayat, yalnızca istediğimiz şeylerin peşinden yürümekten ibaret değildir. Bazen bütün gayretimize rağmen bir kapı açılmaz, bazen kalmasını istediğimiz biri gider, bazen de uğruna beklediğimiz şey bize hiçbir zaman ulaşmaz.

İnsan tam da böyle zamanlarda nasiple yüzleşir. Çünkü nasip, bizim hesaplarımızın ötesinde, Rabbimizin ilminde ve takdirindedir. Biz önümüzü görmeye çalışırken O, yolun tamamını bilir. Biz bir şeyin hayrımız olduğunu düşünürken onun ardında ne saklı olduğunu bilemeyiz. İnsanın en çok yorulduğu yer, değiştiremeyeceği şeyleri değiştirmeye çalıştığı yerdir.

Nasibe inanmak, iradeden vazgeçmek değildir. Her şeyi kadere bağlayıp elini kolunu bağlamak da teslimiyet sayılmaz. İnsana düşen, elinden geleni yapmak; fakat her şeyin kendi istediği gibi sonuçlanmasını beklememektir. Gayret bizim sorumluluğumuz, netice ise her zaman bizim hükmümüzde değildir.

Bir kapının açılıp açılmayacağını bilemeyiz ama o kapının önünde ömrümüzü tüketip tüketmeyeceğimize karar verebiliriz. Kimin hayatımıza gireceğini seçemeyebiliriz ama kimin kalbimizde kalacağına, kime mesafe koyacağımıza karar verebiliriz. Kaybın ne zaman geleceğini bilemeyiz ama kaybın ardından nasıl bir insan olacağımız üzerinde söz sahibiyizdir. Hayat, bize her zaman istediğimiz seçenekleri sunmaz; fakat yaşadıklarımız karşısında nasıl bir tavır takınacağımızı çoğu zaman bize bırakır.

İnsanın olgunlaşması, istediği gibi olmayan şeylerin içinde de kendine bir yol bulabildiğinde başlar. Her gidişi bir haksızlık, her kapanan kapıyı bir son olarak görmekten uzaklaştığında anlar ki bazı şeyler için mücadele etmek gerekirken bazı şeyleri bırakmak da bir irfandır. Her bekleyiş sabır, her vazgeçiş yenilgi değildir. Bazen ısrar etmek kadar çekilmek, beklemek kadar yürümek de bir karardır.

Teslimiyet, hiçbir şey yapmadan kaderin önünde beklemek değildir. İnsan elinden geleni yapar, niyetini temiz tutar, gayretini gösterir; sonra da kendi gücünün yetmediği yerde gönlünü Rabbine dayar. Tevekkül, sorumluluktan kaçmak değil, sorumluluğunu yerine getirdikten sonra sonucun yükünü tek başına taşımaya çalışmamaktır.

Kendimize sormamız gereken soru, “Bana ne olacak?” değil, “Bana verilen bu ömürle ben ne yapacağım?” sorusudur. Çünkü insan her zaman nasibini seçemez ama niyetini seçebilir; her yolu belirleyemez ama attığı adımı belirleyebilir. Başına gelenleri değiştiremese bile onlardan ne öğreneceğine, nasıl bir kalple yoluna devam edeceğine karar verebilir.

Nasibini Rabbine bırakırken iradene sahip çık. Olmayana öfkelenmek yerine elindekini değerlendir; gidene tutunmak yerine kendinde kalmayı öğren. Her kapanan kapının ardında bir hikmet bulunduğunu hemen anlayamayabilirsin. Bazı cevaplar yıllar sonra gelir, bazı sorular ise cevabını hiç bulmadan insanın içinde sessizce dinlenir. Her şeyi anlamak zorunda değilsin; anlamadığın hâlde güvenebilmek de imanın inceliklerinden biridir.

Nasip, senin hükmedemediğin; irade ise sana emanet edilen alandır. Sen yarını bilemezsin ama bugün nasıl yaşayacağını seçebilirsin. Yolun nereye varacağını göremezsin ama o yolda hangi niyetle yürüyeceğine karar verebilirsin.

Huzur, her şeyi istediğin gibi oldurabildiğinde değil; elinden geleni yaptıktan sonra, olmayanın karşısında da kalbini kaybetmediğinde başlar.

Kaynak: https://hayatpenceresi.com/nasip-kader-ve-irade Hayat Penceresi Web Sitesi