Varoluş
Yürümüşüm, koşmuşum, büyümüşüm...
Daha dün eteğinde dolanırken anneciğimin, şimdilerde eteğini hasretle giyer olmuşum...
Bir süt damlasında uyku sersemi olurken dalıvermişim uçsuz bucaksız rüyalara...
.
.
Yürümüşüm, koşmuşum, büyümüşüm...
Kendi halimde, kendi âlemimde oynar olmuşum...
Yol çizmişim, yolda kaybolmuşum...
Azığımı en çok sevgi ve fedakârlıktan koymuşum...
Yolun yarısında ne heybemi sırtıma takan ne de “yolda yoldaşlık ederim” diyen yanımda kalmamış...
“Hakk” demiş, “imtihan” demiş, tekrar yola koyulmuşum...
.
.
Yürümüşüm, koşmuşum, büyümüşüm...
Mecalim kalmamış çoğu zaman; bir söğütün altında dinlenmekten keyif almışım...
Gözlerimi kapatıp hasretime hasret katanlara bir Fatiha okumuşum...
Yormuşum, yorulmuşum...
Dert dinlerken dert sahibi olmuşum...
“Dermanı sende” demişim, teslim olmuşum...
Hazinesinden konduruvermiş dermanı, kendinde gizli olan...
Hamd etmişim...
.
Yürümüşüm, koşmuşum, büyümüşüm...
En çok sevdiklerimle imtihan olmuşum...
Fazla sevmektenmiş yolculukta, anlamışım...
Yaradan’ın önüne koyarsan yaradılanı sevmeyi,
imtihanın olurmuş elbet...
Fazla pişirirsen kahveyi acırmış, suyunu fazla verdiğin çiçek köklerinden çürürmüş; avucunda fazla sıktığın ölür, fazla saldığın uçuverirmiş kelebek misali...
Noksanı da fazlası da zararmış...
Yaşayarak anlar olmuşum...
.
.
Yürümüşüm, düşmüşüm, koşmuşum, büyümüşüm...
Al al, moru mor olmuşum. Mutluyken nar çiçeği açmış bahar dallarım; üzgünken dikenlerimi çıkarmışım, kaktüs misali...
Yalnız hissettiğimde bürünmüşüm kaplumbağa misali kabuğuma...
“Ol” ile “öl” emri arasındaki yolda; en çok hak edene, hak ettiği değerden fazlasını vermemeyi; hiçbir kulun Yaradan’dan yakın olmadığını; affedip sınırlarını çizmeyi; ah vah edilmesi gerekenlerin gidenler değil, kalanların hâli olduğunu anlamışım...
.
.
Yürümüşüm, koşmuşum, büyümüşüm...
En çok kendime küsmüşüm...
En az kendimi sevmiş, en çok sevmeyi sevmişim...
İğde çiçeği, bahar dalı...
Fesleğeni, reyhanı...
Mor sümbülü, sardunyası...
Dalında güzel, tüm kâinatın boyası...
.
.
Yürümüşüm, koşmuşum, büyümüşüm...
Yolun hangi kısmındayım bilemem.
Lakin şiirleri anladığım yaştayım...
Ne demiş şair:
“Öyle bir hayat yaşadım ki son yolculukları hep erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman, belki de hep acele etmem ondandı, anladım...”