Ömür Bir Misafirlik
🌿 Yüce Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun kıymetli dostlarım.
Cumamız mübarek, gönülleriniz huzurlu, haneniz bereketli olsun inşallah.
Dün doğduk, bugün yaşıyoruz…
Fakat yarın bu hayatta olacağımızın hiçbir garantisi yok. Çünkü hepimiz fani dünyanın birer misafiriyiz ve her birimiz farklı imtihanlardan geçiyoruz. Kimimiz sağlıkla, kimimiz geçim sıkıntısıyla, kimimiz evladıyla, kimimiz de ağır hastalıklarla sınanıyoruz.
Hayat dediğimiz şey aslında bir göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Daha dün çocuktu dediğimiz insanlar bugün ömürlerinin muhasebesini yapıyor. Nice hayaller yarım kalıyor, nice insanlar sevdiklerine doyamadan bu dünyadan göçüp gidiyor.
İşte bu yüzden kırmaya değil onarmaya, incitmeye değil iyileştirmeye çalışalım.
Bu kısa dünya hayatında geriye güzel izler bırakmaya gayret edelim.
Sevelim, sevilelim…
Sayalım, sayılalım…
Gönül kıran değil, gönül alan tarafta olalım.
Ne güzel söylemiş Yunus Emre:
“Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil.”
Gerçekten de bazen bir kalbi kırmanın vebali, yıllarca unutulmayacak kadar ağır olabilir. Bu yüzden kin ve nefret dağıtan değil; umut, tebessüm ve güzel söz dağıtan insanlar olalım.
Çünkü bazen içten söylenen bir “Nasılsın?” sözü, samimi bir tebessüm ya da uzatılan bir yardım eli bir insanın hayatına umut olabilir.
Bilerek ya da bilmeyerek bir kalp kırdıysak özür dilemeyi, helallik istemeyi bilelim. Merhametimizi, vicdanımızı ve en önemlisi insanlığımızı kaybetmeyelim.
Bugün varız ama yarının garantisi yok…
Bir telefon sesiyle, bir haberle hayatımızın nasıl değişebileceğini hepimiz biliyoruz.
“Daha genciz” diyerek ibadetlerimizi, dualarımızı ve kulluk vazifelerimizi ertelemeyelim. Çünkü ölümün ne yaşı vardır ne de vakti…
Ölüm haktır ve her canlı mutlaka ölümü tadacaktır.
Önemli olan; bu dünyadan göçerken arkamızda güzel bir isim, hayır dua ve hoş bir seda bırakabilmektir.
Bu satırları kaleme alma sebebim ise yaklaşık bir buçuk yıldır kolon kanseri tedavisi gören çok kıymetli bacanağım merhum Şaban Horoz’u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşamamdır.
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Geride kalan ailesine ve sevenlerine sabır ve metanet versin inşallah.
Onun yaşadığı süreç bize hayatın ne kadar kısa ve emanet olduğunu bir kez daha gösterdi. İnsan bazen sevdiklerinin acısıyla hayatın gerçek yüzünü daha derinden anlıyor.
Bu yüzden yanımızda olan insanların kıymetini bilelim; sevgimizi, güzel sözlerimizi ve dualarımızı ertelemeyelim. Çünkü yarın geç olabilir…
Hayatın telaşı içinde birbirimizi ihmal etmeyelim dostlar.
Anne babamızı aramayı, dostlarımızın hâlini hatırını sormayı unutmayalım. Kırgınlıklarımızı büyütmeden gönüller yapmaya çalışalım.
Çünkü günün sonunda bu dünyadan götüreceğimiz tek şey; yaptığımız iyilikler, bıraktığımız güzel hatıralar ve edilen dualar olacaktır.
Rabbim hepimize sağlık, huzur, imanlı bir ömür ve hayırlı bir son nasip etsin inşallah.
Bilerek ya da bilmeyerek bir kusurum olduysa affola.
Hepiniz Allah’a emanet olun.
Gününüz hayırlı, gönülleriniz huzurlu olsun efendim. 🌿