bilgi@hayatpenceresi.com

27 Ekim 2026
Okullardaki Şiddet Üzerine
/ Yazılar/Aile & Eğitim/Eğitim & Öğrenme/Okullardaki Şiddet Üzerine

Okullardaki Şiddet Üzerine

Eğitim & Öğrenme Hakan Tatlı Hakan Tatlı
28 Eylül 2026
Yorum Yap
2 Dakika
Okullardaki  Şiddet  Üzerine
Paylaş
Aa
Bir Çağrı: Çocuklarımızın Kalbine Hangi Tohumu Ekiyoruz?

Son günlerde okullarımızdan yükselen acı haberler, sadece haber bültenlerinin birer son dakika gelişmesi değil; her birimizin vicdanına dokunan, derin bir sessizlikle düşünmemiz gereken ağır birer hakikattir.

Sınıflarımızda, okul koridorlarımızda ya da okul kapılarının hemen dışında yaşanan her şiddet olayı; bir eğitimci, bir baba ve her şeyden önce bu ülkenin yarınlarına dertlenen bir insan olarak içimde tarifi zor bir sızı bırakıyor.

Bizler okulları hiçbir zaman sadece dört duvardan ibaret yapılar olarak görmedik. Okul; çocukların hayal kurmayı öğrendiği, ilk dostlukları tattığı, geleceğin harcının karıldığı en güvenli limandır. Ancak bugün sorulması gereken asıl soru şudur: Nefret ve öfke, bu güvenli limana ne zaman ve nasıl demir attı?

Okul, Toplumun Aynasıdır

Şiddeti sadece okullara, sınıflara ya da disiplin kurullarına hapsetmek, meselenin özünü kaçırmak olur.

Çocuklarımızın elindeki öfke, aslında yetişkinler dünyasının bir yansımasıdır. Ekranlardan evlerimize taşan gergin dil, sosyal medyadaki acımasız ve denetimsiz akran zorbalığı, gündelik hayatta giderek sıradanlaşan tahammülsüzlük; en çok da evlatlarımızın o incecik ruhlarında derin yaralar açıyor.

Duygularını ifade etmeyi öğrenemeyen, dinlenildiğini hissetmeyen, “anlaşılmadığına” inanan bir çocuk; içindeki yalnızlığı ne yazık ki öfkeyle dışa vuruyor. Bizler onların zihnine bilgiyi yüklerken yüreklerine dokunmayı ihmal ettiğimizde, maalesef şiddet o boşluğu dolduracak bir zemin buluyor.

Güvenlik Tedbirleri Yetmez, Kalplere Dokunmalıyız

Okul bahçelerine koyacağımız kameralar, turnikeler ya da artırılan güvenlik önlemleri elbette fizikî koruma sağlar. Ancak hiçbiri bir çocuğun içindeki fırtınayı dindirmeye yetmez. Şiddetle mücadele, yasaklarla veya cezalarla değil; sevgiyle, empatiyle ve samimi bir rehberlikle kazanılacak bir gönül mücadelesidir.

Dinlemek İyileştirir: Çocuklarımıza sadece başarılı olduklarında değil, bir insan olarak var olduklarında kıymetli olduklarını hissettirmeliyiz. Onları yargılamadan dinleyen bir çift kulak, çoğu zaman büyük bir öfkeyi yatıştırmaya yeter.

Öğretmenin İtibarı ve Güveni: Öğretmenini güvende hissettiremeyen, onun mesleki onurunu ve itibarını koruyamayan bir iklimde huzurlu bir eğitim ortamı inşa edilemez. Öğretmen, sınıfta sadece ders anlatan değil; şefkatiyle güven veren bir rehberdir.

Ailenin ve Toplumun Ortak Sorumluluğu: Eğitim sadece okul duvarları arasında bitmez. Ailede başlar, sokakta devam eder, okulda pekişir. Çocuğun evde gördüğü nezaket ve sevgi, okuldaki arkadaşına göstereceği merhametin garantisidir.

Sözün Özü

Yarınlarımızı emanet edeceğimiz evlatlarımıza bırakacağımız en büyük miras; yüksek notlar ya da başarı belgelerinden önce, kendilerini emniyette hissettikleri, dostça kucaklaştıkları ve birbirlerine saygı duydukları bir okul iklimidir.

Biliyoruz ki kalbine şefkat tohumu ekilen hiçbir çocuk, elinde öfkeyi bir silah gibi taşımaz. Zillerin artık korkuyla veya endişeyle değil, neşeyle ve umutla çalacağı günleri hep birlikte inşa etmek dileğiyle.

Yazdır
Paylaş:
Hakan Tatlı
YAZAR HAKKINDA

Hakan Tatlı

Eğitimci Yazar
...
Tüm İçerikleri
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yapın
isimli kullanıcıya yanıt veriyorsunuz.