Seyyah Ve Nergis Çiçeği
Yeni bir yılın eşiğinde zaman geçmişi geride bırakmaya hazırlanırken Seyyah geçmişini geride bırakamamıştı. Ölmekle yaşamak arasında sıkışıp kalmıştı. Neyi aradığını hatta neyi istediğini bile unutur olmuştu.
Dünya bahçesinde amaçsız adımlarla dolaşıyordu. Her çiçeğe bakıyor ama hiçbirinde duracak bir sebep bulamıyordu. Aradığı şeyin ne olduğunu bilmeyen bir insanın arayışı kadar sessizdi yürüyüşü.
Derken diğerlerinden bambaşka görünen alımlı bir çiçek dikkatini çekti. Onu farklı kılan yalnızca renkleri ya da kokusu değildi. Duruşunda anlatılması güç bir asalet vardı. Sessizliğinde ise derin bir hikâye saklıydı. Sanki rüzgâr ona dokunurken diğer çiçeklere gösterdiği nezaketten daha fazlasını gösteriyor ve güneş ışıkları üzerine biraz daha uzun konaklıyordu.
Seyyah ilk defa durdu. Belki de uzun zamandır aradığı şey bir yol değil bir duruştu. Çünkü bazı güzellikler gözle değil yorgun bir ruhun ilk kez huzuru hissettiği yerde görünür.
Zaman geçtikçe Seyyah nergis çiçeğinde kendini bulmaya başlamıştı. Onun dünyasında dolaştıkça geçmişin ağır izlerini birer birer geride bırakıyor ve çocukluğunun ve gençliğinin hapsolduğu eski yuvasından kanatlanıp uçmaya karar veriyordu.
Nergis çiçeğinin verdiği cesaretle çıktığı bu yolculuk ilk uçuşundan bambaşka bir anlam taşıyordu. Gökyüzü daha genişti. Rüzgâr daha serin ve hayat ise daha lezzetli geliyordu Seyyah'a. Artık sadece yol almıyor yolun kendisini de seviyordu.
Nergis çiçeği ona hiçbir zaman yalnızca "Seyyah" demezdi. Her defasında tebessüm ederek "Yolunu kaybeden Seyyah..." diye seslenirdi. Sonra onun için öyküler kaleme alırdı. Her satırda kaybolmanın aslında kendini bulmanın başlangıcı olduğunu anlatırdı.
Günlerden bir gün Seyyah yeniden yollara düştü. Niyeti nergis çiçeğinin yaşadığı diyarlarda bir kez daha dolaşmaktı. Dağları aştı. Vadileri geçti. Rüzgârın uğradığı patikalarda yürüdü. Dolaştı ve gezdi. Fakat nergis çiçeğini göremedi.
Yine de içinde bir eksiklik hissetmedi. Çünkü bazen bir insanın varlığına kavuşmak değil bıraktığı izin peşinden yürümek yeterdi. Nergis çiçeğini göremese de onun kokusu rüzgârdı. Sesi sessizlikteydi. Cesareti ise Seyyah'ın yüreğinde yaşamaya devam ediyordu.
Ve o an anladı ki bazı çiçekler bahçelerde değil insanın ruhunda açardı. Onları görmek gerekmezdi. İzlerini takip etmek yolunu bulmaya yeterdi.