bilgi@hayatpenceresi.com

29 Haziran 2026
Habil İle Kabil'den Kerbelâ'ya
/ Yazılar/Düşünce/Ahlak & Değerler/Habil İle Kabil'den Kerbelâ'ya

Habil İle Kabil'den Kerbelâ'ya

Ahlak & Değerler Mesut Çalışkan Mesut Çalışkan
28 Haziran 2026
33
1 Yorum
5 Dakika
Habil İle Kabil'den Kerbelâ'ya
Paylaş
Aa

Âdem neslinin ölümle, zulümle, kibirle, hasedle tanıştığı; saflığın, masumluğun ve teslimiyetin katledildiği bir zaman dilimi...

Bu öyle bir acı ki, kıyamete kadar katledilecek insanların adeta ilk mayasının çalındığı ibret sahnesi...

Gözleri yaşartan, gönülleri kanatan; insanlık âlemine iyi ile kötünün amansız mücadelesini anlatan bir olay...

Evet, bilmeyenimiz yoktur değil mi Hâbil-Kâbil hadisesini...

Bir yanda teslimiyetin, saflığın, ağırbaşlılığın, hakkına razı olmanın temsilcisi Masum Hâbil...

Diğer tarafta Allah'a karşı gelmekten çekinmeyen, şeytanın aldatmasına uymuş olan; zâlim, hased mi hased, kıskanç mı kıskanç, kendi istekleri olmayınca kardeşini bile acımadan katleden Kâtil Kâbil...

İnsanlık tarihi bu meşum hadiseden sonra ölümle ve en acısı kardeş katliyle tanışmış; bir daha da kıyamete kadar ölme ve öldürme konusunda geri adım atmamış ve atmayacaktır.

İnsanlığın çoğalması meselesinde Allah'ın (C.C.) hükmünü uygulamak isteyen ilk insan, ilk peygamber Âdem Aleyhisselâm'a karşı çıkan Kâbil; bir yönüyle de hak karşısında haksız bir direnişin fitilini ateşlemiş oluyordu.

Buna karşın kardeşi olan hâlim selim Hâbil, babasının hükmüne adeta, "Senin hükmün karşısında boynum kıldan incedir." deyip rıza gösteriyordu.

Hakkına razı olmayan Kâbil'in tavrını gören Âdem Peygamber, bir çözüm önerisiyle hadisenin tatlıya bağlanmasını murâd ediyordu.

Ve:

"Oğullarım, Allah'a bir kurban adayın. Allah kimin adağını kabul ederse, onun önerisi kabul görecektir." dedi.

İkisi de adağını yerine getirdi.

Hâbil, hayvancılıkla iştigal ettiği için en güzel, en semiz hayvanını samimi duygularla Allah'a adamış ve kabul olması için dua dua yalvarmıştı.

Öbür taraftan kalbi marazlı Kâbil, adak konusunda da kendince kurnazlık yapmış; kalbindeki isteksizlik ve cimrilikle, kabul görülmeyecek hafif bir adağı, tarlasındaki en kötü, çürük ve değersiz ekinlerden bir demeti kurban olarak Allah'a takdim etmişti.

Allah (C.C.), hep doğrunun, masumun ve mazlumun yanında olan şeriatıyla Masum Hâbil'in adağını kabul buyurmuştu.

Buyurmuştu ancak; şeytanın ateş iğvasına binen Kâbil, o hükme de karşı çıkarcasına kıskançlık ve hased damarıyla o güzeller güzeli Hâbil'i oracıkta katletmişti.

İlk masum kan orada oluk oluk döküldü.

Kardeşlik duygularının temeli yerinden söküldü.

Kanlı gözyaşı ağır ağır akarken,

Koca Âdem Peygamber'in kaddi büküldü.

Nedâmetler edildi, ah keşkeler denildi; ancak insanoğlu bir kez daha şeytana yenildi...

Ve o günden sonra da dünyada ne ölüm bitti ne de zulüm... Ne zâlim bitti ne de mazlum...

İnsanlık tarihi, inanç ayırmaksızın kanlı olaylara sahne oldu. Bir hiç uğruna, bir hırs uğruna nice canlar, nice serv-i revânlar toprak olup gitti.

(Geçmiş tarihten günümüze nice olaylar oldu ve hâlen olmakta... Gazze, Doğu Türkistan ve Ukrayna bu vahşetleri gün yüzüne sermektedir.)

Bu serv-i revânlardan birisi de hiç şüphesiz Hâbil neslinden, Peygamber'in (S.A.V.), "Cennet gençlerinin efendisi." olarak şereflendirdiği, reyhan olarak kokladığı güzeller güzeli Cân Hüseyin'dir.

O da Hâbil gibi Peygamber terbiyesi görmüş; dedesi Rahmeten li'l-Âlemîn'den gerekli terbiyeyi almıştı.

Yumuşak başlı, rikkatli, sevecen; hak, adalet ve doğruluk uğruna canını verecek kadar da cesurdu.

Dedesi Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem), babası Hz. Ali çoktan Refîk-i A'lâ'ya kavuşmuş; ümmet sonu gelmez bir fitnenin içine düşmüştü.

Bu öyle bir fitne ki, Kâbil fitnesinin izdüşümü gibi nesillerden nesillere intikal edecek; saltanat, iktidar hırsı, koltuk ve "Ben haklıyım." fitnesiydi.

İktidarı ele geçiren, kendisini en doğru görüp herkesi kendisine tâbi olmaya zorluyor; zorluk çıkaranları olmadık işkencelere maruz bırakıyor ve daha ötesi de ikbal hırsıyla canlara kıymakta bir beis görmüyordu.

Cân Efendim Hüseyin de böyle bir hırsın, dayatmanın kurbanı oluyor; yüzlerce yıldır gözleri ve gönülleri derin acılara gark ediyordu.

Neydi Hüseyin'in suçu?

Tek suçu belki de masumiyet...

Eğer işlediği bir suç ise, neticesi katledilmek miydi?

Evet...

Hırs, kin, hased ve adavet şeytânî bir ateştir.

İnsan gönlünü esir aldığı zaman herkesi, her şeyi ve en sonunda kendisini de yakar.

Efendim Hüseyin de böyle amansız bir iktidar şehvetinin kurbanı oldu.

Nice gülbenizli Ehl-i Beyt'in gülleri soldu.

Toprak yüzyıllardır kanla, gözyaşıyla doldu.

Canlar cânı Hüseyin, yetmiş iki yiğitle şehit oldu.

Ötelerden, ta ötelerden ilk şehîd Hâbil'den O'nun mübarek alnına bir buse kondu.

"Vallâhu yuhibbul muhsinîn."

"Allah, iyilik edenleri (muhsinleri) sever."

Allah kıyamete kadar bu fitneye düşmekten, ona aracı olmaktan hepimizi korusun.

Hüseynî ve Hâbil ruhluları masûn ve mahfûz buyursun; onların şefaat-i uzmâsına nâil eylesin. Âmin.

Yevm-i Mâtem

Bugün Muharrem'in onu, Yevm-i Mâtem'dir,
Kerbelâ susuz, Kerbelâ'da can pazarı ne de çetindir.

Ol şehîd ki Muhammed'in yâr-i güzîni Cân Hüseyin'dir,
İnsafsızca döküldü mübarek kan, Zeynelâbidîn yetimdir.

Çıkmıştı hak, adalet uğruna yiğitçe meydana,
Yanında yetmiş kişi, can verdi, koştu yardıma.

Heyhât ki Yezîd-i zâlim bir tek nesil bırakmadı ardına,
Başını çekinmeden verdi Hakk uğruna.

Lâl ü Güher sözüyle haber vermişti Muhammedü'l-Emîn,
"Haklı davanda şehîd olacaksın gözümün nuru Hüseyin."

Şehâdetinle sarsılacak bütün arz-ı zemîn,
Kesilse de başın, cennetin reyhânıdır inci tenin.

Sen gidince Âlem-i İslâm fitneye düştü demin,
Lâl ü Güher sözüyle haber vermişti Muhammedü'l-Emîn.

Paylaş:
Mesut Çalışkan
YAZAR HAKKINDA

Mesut Çalışkan

Yazar
Yazarımız Mesut Çalışkan 1967 Kırşehir doğumludur. Devletin çeşitli kademelerinde uzun yıllar çalışmış ve ardından emekli olmuştur. Düşünsel birikimlerini gazete, dergi ve değişik platformlarda paylaşmaktadır.Gençlik yıllarından beri edebiyata, şiire...
Tüm İçerikleri
Yorumlar (1)
G
Giritli İbrahim 28 Haziran 2026
Elinize yüreğinize gönlünüze sağlık.
Yanıtla
Yorum Yapın
isimli kullanıcıya yanıt veriyorsunuz.