Geçmişe Dönme Şansın Olsaydı Gerçekten Gider Miydin?
Hayatımız aldığımız kararlar ve yaşadığımız olaylarla şekillenir.
Dövünür insanoğlu çoğu zaman;
"Keşke o sözü söylemeseydim..."
"Keşke zamanı geriye alabilsem..." diye...
Peki soruyorum sana;
Geçmişe dönme fırsatın olsa bunu ister miydin?
Ya da geçmişe dönüp tekrar aynı döngünün içine girme fırsatın olsaydı, ilk neyi değiştirirdin?
Hangi zamanda kalır; geçmişe ait olan hangi insana sımsıkı sarılır, hangi kararını değiştirir, hangi insanı hayatına hiç almazdın?
Şu günlerde esiri olduğun hangi sözü boğazına düğüm düğüm eder de söylemezdin?
Ya da senden koşarak uzaklaşanları, su dolu kabarcıklı yüreğine gömer miydin bu sefer; istenmediğin hâlde ardından gitmek yerine?
Sevgisine kandığın insanların öteki yüzünü daha erken anlar mıydın?
Yüz kişiye sorduk hitabındaki yüz kişiden doksan dokuzu gitmek isteyecektir belki on'lu, belki de yirmi'li yaşlarına...
Peki diyelim eline bir zaman çarkı tutuşturuldu da ışınlanıverdin hayatında ukde kalan bir ana...
Bugününü kahreden bir kararını değiştirmek adına tam da o saliselik anın merkezine konuverdin...
O başarısız olduğun okula gitmedin, şu anki mesleğini seçmedin...
Zamanlardan zaman önce aşkından divane olduğun kişiyle evlenmedin...
Yolunu, yoldaşını, arkadaşını ve dahi memleketini değiştirme fırsatın oldu ve değiştirdin...
Sahi; şimdiki sen olur musun?
Hatasız kul olur mu?
Dertsiz insan, çilesiz imtihan...
Dikensiz gül...
Seni sen yapan hataların ve doğruların değil mi?
Mecburiyetlerin ya da seçimlerin...
Peki hiç mi memnun edemedi seçimlerin seni?
Sırtından itildiğin o dipsiz kuyularda hiç el uzatanın olmadı mı?
Peki sana zehri veren de, suyu uzatan el de aynı değil mi?
Sana bu dikenli yolda nimetler bahşedilmedi mi?
Sanma ki sözüm tek sana...
Gecenin bilmem kaçında bu iç döküşü yazarken bu sorular en çok kendime...
İnsanoğlu seçimleri ve yaşadıklarının ortalaması bir kuldur.
Ol - Öl emri arasındaki çizgide bir kul...
O sebeple asıl geliş amacından sapmamalı.
Geçmiş Geçmiştir Azizim
Geçmiş geçmiştir Azizim;
Mühim olan, heybendeki ibret azığınla geleceğe ilerlemek...
Gerisi çelik çomak, dönme dolap...
Öyle de böyle de fırıldak bu dünya...
Ne demiş Âşık Veysel;
"Uzun ince bir yoldayım,
Gidiyorum gündüz gece...
Varmaya kaç vakit kaldı bilinmez..."