Hiç Tanımadığım Biri
Bazen insan hiç tanımadığı bir insan için emek sarfeder ve hiç tanımadığı bir insan için yine kendinden geçebilir. Zaten bu dünyada bireysel yaşamaya gelmedik hiç birimiz. Yoksa dünyanın ve yaşamanın tadı nasıl çıkar!
Necip Fazıl diyor ya Sakarya Şiiri'nde:
İnsan üç beş damla kan,
ırmak üç beş damla su,
diye iste o misal üzerine iki damlalık canımız var. Çok da abartmaya gerek yok. Abartmayacağımız bir hayat için başkaları için zerre miskal iyilik yapsak, birine dokunsak nasıl olur sizce?
İnsan Allah'ın yarattığı bence en güzel varlık. En muhteşem canlı. Hem fiziksel hem biyolojik hem sosyolojik hem de manevi olarak şuurlu bir şekil vererek yarattığı ve akıl üzere hareket etmeyi emrettiği bir varlık.
Bu yüzden insan gereken neyse onu yapmalı. Hem kendisi hem de çevresi için. Çünkü insan bu üzerinde yaşadığımız dünyada tek değildir ve tek kalmayacaktır.
Bireysellik insana göre değildir. Hatta hayvanlara ve bitkilere göre bile değildir. Her varlık kendi ekosistemi içinde birbiriyle beraber yaşar. Birbiriyle yardımlaşır. İletişim halinde hayatını devam ettirir.
Bu hayatın bir manasıdır. Zaruretidir.
Peki bireyselliğin etrafı savurduğu şu günlerde birbirimize faydalı olmak, bir insan için kılımızı kıpırdatmak sizce de yalan düzene başkaldırı değil midir?
Dünyaya getirilmeye çalışılan bu iğrenç sisteme karşı "ben başkası için varım" demek hakikati haykırmak sizce de erdemli bir davranış değil midir?
Şimdi insana neden girdim ve neden mevzuya böyle bir giriş yaptım?
Bireysellik, sosyallik, hiç tanımadığımız biri...
Yine yaşamış olduğum bir olayı sizlere aktaracağım. Çünkü en güzel yazılar insanın yaşamış olduğu hikayelerden çıkar.
Hani Neşet Baba'ya sormuşlar ya:
"Baba şimdiki şarkılar unutulup gidiyor fakat sizin yıllar evvel yazdığınız türküler hala dinleniyor nedir bunun sebebi" diye.
Bozkırın tezenesi de şöyle cevap vermiş:
"Biz çilesini çekmediğimiz şeyi türkü diye yazmadık."
Tabiki Neşet Baba ile kıyaslanmayız ama misal o misal.
Yaşanmış hikayeler iyidir, güzeldir.
Bir şey yaşarsınız sonra içinizden bir ses "hadi bunu yaz" der.
Alırsınız elinize kalem, kağıt bismillah der başlarsınız.
Yaşadığınız olay kimine göre anlamsız, kimine göre küçük kimilerine göre dünyalara bedeldir. Kim hissesine ne alırsa o kadardır.
Geçen gün Türk Edebiyatının babalarından Yaşar Kemal'in "Allah'ın Askerleri" kitabını okurken metroda yanıma hiç tanımadığım bir adam geldi.
"Ne okuyorsun" diye sordu ve kitabı gösterince çok beğendiğini ifade etti.
Sonra oracıkta çantasından bir kağıt çıkardı, katladı, bir şeyler yaptı ve "al bunu ayraç yaparsın" dedi.
Ben şaşkınlık içinde adamı izledim.
Dünyamızın ya da insanların bu kadar kötü olduğu bir zamanda hiç tanımadığınız biri, hiç tanımadığı biri için emek sarfediyor ve paha da küçük değer de büyük bir hediye veriyor.
Dediğim gibi kimine basit gelebilir bu olay fakat bence bu adam kötülüğe savaş açmış bir kahramandır.
Hayat böyle işte.
Sonra adam inince metrodan düşündüm.
Hayat ne acayip… Bir yanda ceviz kabuğunu doldurmayacak kadar sebeple birbirini öldürenler, bir tarafta hiç tanımadığı insana emek sarfedip hediye veren hiç tanımadığınız biri.
O yüzden ümidinizi kaybetmeyin.
O birileri hep var.
Allah hiç tanımadığınız kişilerle karşılaştırsın sizi.
Onlar hep var.
Vesselam…