Feth-i Mübîn: Tarihe Altın Harflerle Yazılan Muştu
29 Mayıs 1453, şanlı bir tarihin başlangıcı... Ne tarih kitapları bu destanı anlatmaya yeter ne de yazılan yazılar ve şiirler.
Yaşanılanları, acıları yazıya dökmek çok kolay olmasa gerek. Hepimiz işin nihayetindeki mutlu sonla kıvanç duyup destan kesiliyoruz. Ama savaşın kahramanları bizzat orada kesiliyor, biçiliyor; can veriyor, can alıyor. Şairlere, yazarlara da olanları, kahramanlıkları kırık dökük ifadelerle resmetmek kalıyor.
Yine kırık bir kalp, kırık bir kalem ve kırık dökük ifadelerden mürekkep satırlar…
Feth-i Mübîn
Mayıs 29'da nasîb olmuştu feth-i mübîn,
Lerzeye gelmişti o gün, fütûhatla arz-ı zemîn,
Yürüyordu Fatih'in ordusu kendinden emîn,
Zira müjdelemişti fethi Muhammedü'l-Emîn.
Bir yanda Şâhî topları, bir yanda çeriler,
Gemileri karadan yürütüyordu yiğitler,
Her yanda tekbir sesleri: Allahu Ekber,
Zafer nağmeleriyle okunuyordu gülbenkler.
Açılmıştı mübarek eller Ayasofya'da duaya,
Vav gibi olmuştu sanki Fatih, girmemek için riyaya,
Yeni Çağ'ı açtığını ilan ederken dünyaya,
Garip bir kul gibi niyaz ediyordu Hüdâ'ya.
Peygamber muştusu tarihe altın harflerle yazıldı,
Silindi Konstantinopolis, İstanbul adı kazındı,
Gül Peygamber'in kokusu bütün cihana yayıldı,
Padişah II. Mehmed ki Fatih Sultan diye anıldı.
Atalarımızı rahmetle, minnetle ve şükranla anıyor; Cenâb-ı Hakk'ın hepimize tarih şuuru kazandırmasını, o bilinçle insanlığa hizmet etmeyi nasip etmesini niyaz ediyorum.