Amine Çalışkan Sordu, Mehmet Acar Cevapladı
Mehmet Acar Kimdir?
Amine Çalışkan: Öncelikle sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Yazarlık serüveniniz nasıl başladı ve bugünkü Mehmet Acar'ı şekillendiren temel etkenler nelerdir?
Mehmet Acar:
Ben, hayatın en zor sınavlarını kalemiyle anlamlandırmaya çalışan bir gönül insanıyım. Yazarlık serüvenim bir masa başında değil, hayatın tam ortasında; Fransa'da, kırk yaşında girdiğim beş metrekarelik bir mahpus odasında başladı. İlk bakışta büyük bir felaket gibi görünen o süreç, aslında Rabbimin bana sunduğu en büyük lütuflardan biri oldu. Şer sandığım olayın içinde saklı olan hayrı orada gördüm.
Şunu da hatırlatmak isterim ki insanın önemli dönüm noktalarından biri kırk yaştır. Ben de o yaşta sanki bana yeni bir hayat verildiğini hissettim.
Cezaevinde ibadetlerime daha sıkı sarıldım. Kur'an-ı Kerim'i ve yüzlerce kitabı okuyarak kendimi yeniden inşa ettim. O küçücük odada ruhum özgürlüğü tattı. Yazmaya da işte o günlerde başladım.
Bugünkü Mehmet Acar; sabrın, tevekkülün, affetmenin, yeniden başlamanın ve Allah'a teslimiyetin şekillendirdiği bir insandır.
Amine Çalışkan: Bugüne kadar yayımlanmış kaç eseriniz bulunmaktadır? Eserlerinizin ortaya çıkış hikâyeleri ve ilham kaynakları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Mehmet Acar:
Bugüne kadar altı eserim yayımlandı ve her biri hayat yolculuğumun farklı bir durağını anlatıyor.
İlk kitabım "Mavi Kelebek", beş metrekarelik mahpus hayatımda yazıldı. Bu eser benim gerçek hayat hikâyemdir. O kitap, karanlığın içinden doğan umudun ve yeniden dirilişin sembolüdür.
İkinci kitabım "Mahpusun Gözyaşları", yalnızca bir mahkûmun değil, insan ruhunun sessiz çığlığını anlatmaktadır.
Üçüncü kitabım "Cennetin Pencereleri", insanın manevi yolculuğunu, Allah'a yakınlaşmanın huzurunu ve umudu konu alan şiirlerden oluşmaktadır.
Dördüncü kitabım "Umuda Kanat Çırptım", adından da anlaşılacağı gibi vazgeçmeyen insanın hikâyesidir. Hayat ne kadar zor olursa olsun umudun her zaman var olduğunu anlatır.
Beşinci kitabım "Papillon Bleu", "Mavi Kelebek" kitabımın Fransızca yayımlanan hâlidir. Böylece yaşadığım hikâyeyi Fransız okuyucularla da paylaşma imkânı buldum.
Altıncı kitabım "Zindandan Kalbe İlahi Bir Nefes" ise yaşadığım manevi dönüşümün, kalbimde filizlenen hakikatlerin ve ilahi rahmetin satırlara yansımış hâlidir.
Aslında bütün eserlerimin ortak ilham kaynağı yaşadığım hayat, gurbet, insan sevgisi ve Allah'ın bana gösterdiği rahmettir.
Amine Çalışkan: Yazarlık sizin için nasıl bir anlam ifade ediyor? Sizce yazarlık doğuştan gelen bir yetenek midir, yoksa emek ve disiplinle herkesin ulaşabileceği bir alan mıdır?
Mehmet Acar:
Yazarlık benim için yalnızca yazı yazmak değildir; gönüllere dokunabilmek, insanların yaralarına merhem olabilmektir.
Elbette Allah herkese farklı kabiliyetler verir. Ancak yetenek tek başına yeterli değildir. Çok okumak, çok düşünmek, sabretmek ve hayatı anlamaya çalışmak gerekir. Kalem, ancak samimiyetle birleştiğinde insanın yüreğine ulaşabilir.
Amine Çalışkan: Hayatınızda sizi derinden etkileyen üç önemli dönüm noktası nelerdir?
Mehmet Acar:
Birincisi, gurbet yolculuğumdur. Fransa'ya gelişim hayatımın yönünü değiştirdi.
İkincisi, kırk yaşında cezaevine girmemdir. İnsanlar bunu hayatımın en kötü dönemi olarak görebilir; fakat ben orada Rabbimi daha yakından tanıdım, kendimi keşfettim ve yeniden doğdum.
Üçüncüsü ise yazarlık yolculuğumdur. Yazdığım eserlerin insanların hayatına umut olması benim için en büyük mutluluktur.
Kusursuz bir insan değilim. Hatalarım ve yanlışlarım oldu. Ancak nefsimi terbiye ettikçe o hataları tekrarlamamaya gayret ettim. Rabbimden dileğim; beni doğruluk, adalet, merhamet, sabır ve teslimiyet ilkelerinden ayırmamasıdır. Âmin.
Amine Çalışkan: Şiirleriniz ve şiir yorumlarınızla geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz. Size göre şiir nedir?
Mehmet Acar:
Şiir, ruhun sessiz duasıdır. Bazen bir annenin gözyaşı, bazen bir gurbetçinin hasreti, bazen de Allah'a açılan bir eldir.
Benim şiirlerimde yaşanmışlık da vardır, özlem de vardır, vuslat da vardır. Ama hepsinden önemlisi umut vardır. Çünkü umudunu kaybeden insan, kendisini kaybeder.
Amine Çalışkan: Fransa'da yaşayan önemli Türk yazarlarından biri olarak eserlerinizin Avrupa'daki karşılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet Acar:
Avrupa'da yaşamak bana farklı kültürleri tanıma fırsatı verdi. Ancak hiçbir zaman kendi kültürümden ve değerlerimden kopmadım.
Özellikle Fransızca yayımlanan "Papillon Bleu" sayesinde farklı milletlerden okuyucularla buluşmak benim için ayrı bir mutluluk oldu. Okuyucularımdan gelen samimi geri dönüşler bana daha çok çalışma azmi veriyor.
Gurbet hiç kolay değildir. Ezan sesi yerine çan sesiyle uyanırsınız. Memleket hasreti hiçbir zaman bitmez. Ama insan inancını, kültürünü ve kimliğini koruduğu sürece dünyanın her yerinde ayakta durabilir.
Ben her zaman bunun hikmetini araştırıyorum. Rabbim beni oraya gönderdiyse, elbette boşuna göndermemiştir.
Amine Çalışkan: Bir yazar gözüyle günümüz gençliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet Acar:
Gençlerimizin önü açık; ancak onların en büyük ihtiyacı sağlam bir manevi temel ve kitaplarla kuracakları güçlü bir dostluktur.
Bugün bilgi çok, fakat hikmet az. Teknoloji gelişiyor ama insanın iç dünyası aynı hızla gelişmiyor.
Gençlerimize tavsiyem; bol bol okusunlar, düşünsünler, ailelerine sahip çıksınlar ve hiçbir zaman umutlarını kaybetmesinler.
Amine Çalışkan: "Anne", "Aile" ve "Cennet" kavramları sizin dünyanızda ne ifade ediyor?
Mehmet Acar:
Anne, Allah'ın dünyadaki rahmetidir.
Aile, insanın en güvenli limanıdır.
Eş ise bu dünya ve ahirette yaşayacağımız cennetimizdir.
Cennet ise Allah'ın razı olduğu kullarına vaat ettiği ebedî huzurdur. Ama dünyada da sevginin, merhametin ve güzel ahlakın hâkim olduğu her yuva cennetten bir esinti taşır.
Bence cennet de cehennem de bu dünyada yaptıklarımızın bir yansımasıdır.
Amine Çalışkan: Geleceğe dair hedefleriniz nelerdir?
Mehmet Acar:
Ben hedef koymuyorum. Sadece Rabbime teslim oldum. Gelen de, giden de; olan da, olmayan da; dolduran da O'dur. Onun dediği olur.
Yazmaya devam etmek istiyorum. Yeni romanlar ve şiir kitapları hazırlıyorum. Özellikle gençlere umut olacak eserler bırakmak, Rabbimin bana vereceği en büyük rızıktır. Çünkü biliyorum ki bazen bir kitap, bir insanın hayatını değiştirebilir.
Amine Çalışkan: Son olarak okuyucularımıza vermek istediğiniz mesaj nedir?
Mehmet Acar:
Hayat bana şunu öğretti: İnsan düştüğü yerden yeniden kalkabilir. Ben bunu yaşadım.
Beş metrekarelik bir hücre bana, koca bir dünyanın öğretemediği hakikatleri öğretti. Orada Rabbim beni herkesten uzaklaştırdı ve sanki bana, "Artık sana kimse zarar veremez." dedi.
Rabbime daha çok yaklaştım, okumaya meylettim, yazmayı öğrendim ve kendimi yeniden keşfettim. Zindan benim için bir Hira oldu.
Hiç kimse yaşadığı sıkıntılar yüzünden umudunu kaybetmesin. Çünkü bazen Allah, kulunu en karanlık görünen yoldan en aydınlık kapıya ulaştırır.
Ben bugün geriye dönüp baktığımda, şer sandığım hadiselerin beni hayra ulaştırdığını görüyorum. Bunun için her zaman şunu söylüyorum:
"İnsan başına geleni değil, başına geleni nasıl karşıladığını yaşar. Sabır, dua ve umut varsa hiçbir zindan sonsuza kadar sürmez."