Sorumluluk Almak , Karakter İmzasıdır
"Yaptığın şeyin sorumluluğunu üstlenecek cesaretin yoksa yapma."
Çünkü hesap verebilirlik, bir saldırı değil; insanın hem kendine hem de karşısındakine duyduğu saygının en sessiz ama en güçlü ifadesidir.
Hata yapmak, insan olmanın kaçınılmaz gerçeğidir. Kusursuzluk hiçbirimizin payına düşmedi. Fakat karakter, hatasız olmakla değil; hatanın gölgesinden kaçmamakla, onun karşısında dimdik durabilmekle şekillenir.
Sorumluluk almak, omuzlarına yük bindirmek değildir. Aksine, vicdanın yükünü hafifletmektir. Çünkü inkâr, gerçeği değiştirmez; yalnızca güveni eksiltir. Mazeretler yaraları iyileştirmez, yalnızca üzerini örter. Oysa kabul edilen her yanlış, onarılmaya açılan bir kapıdır.
"Haklı görünmek" ile "doğru olanı yapmak" arasında ince ama derin bir çizgi vardır. O çizgide yürüyebilenler bilir ki bazen en güçlü cümle, hiçbir savunmanın arkasına saklanmadan söylenen sade bir "Evet, bunu ben yaptım." cümlesidir.
Hesap verebilirlik, insanın kendini küçültmesi değildir; aksine, kendi gerçeğinin karşısında eğilip doğrulabilmesidir. Çünkü ancak sorumluluğunu taşıyabilen insanlar, güven taşımaya da layık olur. Güven ise sözlerle değil, üstlenilen sorumluluklarla büyür.
Her davranış bir iz bırakır. Bazı izler onarılır, bazıları ise sessizce derinleşir. O izi silmeye çalışan şey, inkâr değil; cesaretle kabul edilen sorumluluktur. Çünkü özrün gerçek değeri, kelimelerinde değil; değişmeye razı olan yüreğindedir.
Yaptığın şeyin sorumluluğunu üstlen.
Çünkü hesap verebilirlik, bir suçlama değil; insan olmanın, olgunlaşmanın ve ilişkileri ayakta tutan saygının en zarif hâlidir.
"Karakter, kimsenin izlemediği yerde de doğru olanı yapabilmektir."