İSRAF
İSRAF — İKİNCİ BÖLÜM
Fakat insanın üzerinde düşünmesi gereken başka başka israflar da var.
Mesela kabiliyet israfı...
Allah'ın insana verdiği her kabiliyetin bir hikmeti vardır.
Kimi güzel yazar, kimi güzel konuşur, kimi bir çocuğun gönlüne dokunur, kimi insanları bir araya getirir.
Kimi eliyle üretir, kimi de zihniyle...
Fakat insan bazen kendisine verilen kabiliyetin önüne kendi korkularını koyar.
"Benden olmaz, Ya başaramazsam, insanlar ne der, daha sonra yaparım."
Bunlar çoğaltılabilir ve neticede yıllar geçiyor, kabiliyet orada duruyor.
Fakat fırsatlar da geçiyor.
İşte bu yönüyle, insanın kendisine verilen imkânı kullanmaması da bir israftır.
Belki bize büyük işler yapmak için değil, küçük bir iyiliği hakkıyla yapmak için bir kabiliyet verilmiştir, bunu bilemeyiz.
Ama bildiğimiz bir şey var, o da; bize verilen her nimet, beraberinde bir sorumluluk da getirir.
Diğer bir israf konusu, bilginin de israf edilebildiğidir.
Bir insan yüzlerce kitap okuyabilir, binlerce bilgi öğrenebilir, sayısız konuşma dinleyebilir. Fakat öğrendikleri hayatına, ahlâkına, bakışına hiçbir şey katmıyorsa burada da düşünülmesi gereken çok şey vardır.
Bilgi biriktirmek başka, bilgiden hikmet çıkarmak başkadır.
Çünkü bilgi de bir nimettir ve nimet bazen tüketilerek değil, yerine ulaştırılmayarak da israf edilmiş olur.
Önce bilginin insanda vücut bulması, hikmete susamış gönüllere de âb-ı hayat olması gerekir.
İnsan ilişkilerinde de görünmeyen israflarımız var.
Yıllarca yanımızda olan bir insanın bütün iyiliklerini unutup tek bir hatasını büyütebiliyoruz.
Bir dostun vefasını birkaç dakikalık öfkeye kurban edebiliyoruz.
Bir insanın bize verdiği güveni defalarca sınayıp sonunda o güveni tamamen tüketebiliyoruz.
Sonra da:
"Eskisi gibi değil." diyoruz.
Belki de bazı ilişkiler bir anda bitmiyor, yavaş yavaş israf ediliyor.
Bir küçümsemeyle...
Bir ertelenmiş özürle...
Gereksiz yere söylenmiş ağır bir sözle, sürekli ertelenen bir buluşmayla...
Oysa insan da bir nimettir, bir annenin sevgisi nimettir, bir babanın duası nimettir.
Bir dostun vefası nimettir, bir insanın size duyduğu güven nimettir.
Ve nimetlerin hepsi sofraya konulmaz.
Bazıları gönlümüze konulur.
Bir başka israf da fırsatları harcamaktır.
Bugün arayabileceğimiz bir insanı yarına bırakırız, bugün söyleyebileceğimiz bir özrü gururumuza yediremeyiz, bugün yapabileceğimiz bir iyiliği erteleriz.
Yine bugün okuyabileceğimiz kitabı yarına bırakırız, bugün başlayabileceğimiz işi "başka bir gün"e havale ederiz.
Sonra da o "bir gün"lerin bir ömür ettiğini fark ederiz ama iş işten geçmiştir artık.
Hayatın en acı taraflarından biri de bu olsa gerek...
İnsan, çoğu zaman kaybettiği şeylerin değil, kullanmadığı fırsatların yasını tutarmış.
Belki de bütün bunların üzerinde duran en ağır israf, insanın kendisini israf etmesidir.
Ömrünü...
Dikkatini...
Kabiliyetini...
Sevgisini...
Güvenini...
İyilik yapma fırsatını...
Ve en nihayetinde hayatını...
Kur'ân bize ölçüyü öğretiyor.
Efendimiz bize hayatıyla gösteriyor.
Nimet vardır, lâkin nimet başıboş değildir.
Malın bir hakkı vardır, vaktin bir hakkı vardır, sözün bir hakkı vardır.
O kadar çok haklar var ki, insanın bir hakkı vardır, kabiliyetin bir hakkı vardır, ömrün bir hakkı vardır.
Bu nedenle ve her halükârda israfı yeniden düşünmemiz gerekiyor.
Yeniden ifade etmek gerekirse, israfın en tehlikeli tarafları;
İnsan, israf ettiği şeyi hâlâ elinde zannediyor olabilir.
"Telefon elindedir ama zaman gitmiştir."
"Para cebindedir ama fırsat kaçmıştır."
"İnsanlar yanındadır ama gönülleri kırılmıştır."
"Kabiliyet içimizdedir ama kullanılmamıştır."
"Ömür devam ediyor görünür ama dün geri gelmemektedir."
Bu yüzden bugün kendimize yalnızca "ne kadar harcadım?" diye sormak yetmez.
Belki daha zor bir soru sormalıyız:
"Bana verilenleri nerede tüketiyorum?"
Vaktimi, dikkatimi, sevgimi, kabiliyetimi, sabrımı ve ömrümü nerede, nerelerde tüketiyorum?
Çünkü insanın gerçek zenginliği, sahip olduğu şeylerin çokluğu değil, kendisine verilen nimetlerin hakkını verebilmesidir.
Gün gelip geriye dönüp baktığımızda en büyük israfımızın çöpe attığımız ekmekler olmadığını anlayacağız.
Çünkü bazı israfların çöpü olmaz.
Bazı israflar insanın içinde kalır.