Sevdiğinin Avuçlarından Öp
Sevdiğinin avuçlarından öp...
Çünkü bazı eller yalnızca ele değmez; insanın kalbine dokunur. Bazı avuçlarda bir ömrün sessizliği, bir bekleyişin sabrı, bir sevginin emeği saklıdır.
O elleri tuttuğunda yalnızca parmaklarını değil, onun sana uzattığı güveni de tutarsın. Elinin sıcaklığında sana ayırdığı zamanı, senin için verdiği emeği, söyleyemediği nice duyguyu hissedersin.
Ve elinin teri...
Sana göre bir yorgunluk değildir.
O ter, sevdiğinin hayatından sana kalan en gerçek kokudur. Çünkü insan sevdiğinin kusursuz yanlarını değil, hayatın içindeki hâlini de sever. Yorulduğunda, sustuğunda, dağıldığında, elleri titrediğinde bile yanında kalabilmektir aşk.
Sevdiğinin avuçlarından öp...
Öperken yalnızca ellerine değil; o ellerle sana hazırladığı sofraya, sana uzattığı bir bardağa, gözyaşını sildiği ana, saçına dokunduğu geceye, seni teselli ettiği o sessiz dakikalara da dokun.
Çünkü gerçek sevgi, gösterişli sözlerde değil; küçük ayrıntılarda saklanır.
Bazen bir elin içine bütün bir ömür sığar.
Bir bakışta huzur, bir dokunuşta güven, bir avuçta koca bir dünya bulursun. İşte o zaman anlarsın ki aşk, yalnızca kalbin hızlı çarpması değildir. Aşk; hayatın bütün yorgunluğuna rağmen bir insanın elini tutup, "Ben buradayım" diyebilmektir.
Sevdiğinin ellerini küçümseme.
Belki o eller senin için defalarca dua etti.
Belki seni beklerken yoruldu.
Belki senin için gözyaşlarını sakladı.
Belki de hiçbir şey söylemeden, yalnızca elini uzatarak sana "yanındayım" dedi.
İşte bu yüzden sevdiğinin avuçlarından öp.
Çünkü bazı kokular parfümden gelmez;
emekten gelir, sadakatten gelir, beklemekten gelir, sevgiden gelir.
Ve bazı eller...
Tutulmak için değil,
ömür boyu bırakılmamak için uzanır.
İnsan bazen bir çift avuçta yalnızca sevdiğini değil, kendi kalbinin sığınacağı yeri de bulur.