bilgi@hayatpenceresi.com

10 Haziran 2026
Son Hasret

Son Hasret

İnsan & Hayat Halide Halid Halide Halid
18 Mayıs 2026
60
1 Yorum
7 Dakika
Son Hasret
Paylaş
Aa

“Sonsuzluğa Kanat Açanlar” Serisinden

Son Uçuş

Azerbaycan’ın sınırları ve gökyüzü her zaman vatanseverlik ruhuyla süslenmiştir.

30 Kasım 2021 tarihinde, her zaman olduğu gibi, vatanın gökyüzü; ömürlerini ona adayan pilotlara yine kucak açıyor, onları bir sonraki görevlerine uğurluyordu.

Tatbikata hazırlanıyorlardı. Az sonra masmavi gökyüzü onları yeniden bağrına basacak, vatanın emniyeti yolunda başarılar dileyecekti.

Onlar yine gökyüzüne, ebedî mekânlarının korunmasına odaklanmışlardı.

O gün de alıştıkları sıradan bir gün olmalıydı… Ama olmadı…

O gün onlar, tükenmez sevdaları olan gökyüzüne son kez selam verip vedalaşacaklardı.

Helikopterde bulunan vatan şahinleri, bunun kendileri için son görev olacağından habersizdi.

Hızı bölgesindeki “Karaheybet” hava üssünde, Devlet Sınır Hizmeti’ne ait “Mi-17” helikopterinin düşmesi, Azerbaycan askerî tarihinin en ağır facialarından biri olarak hafızalara kazındı.

Tatbikat uçuşu sırasında meydana gelen kazada; üçü albay, beşi binbaşı, dördü yüzbaşı, ikisi teğmen ve biri sözleşmeli personel olmak üzere 14 asker ŞEHİT oldu, iki asker ise yaralandı.

Onlar, Devlet Sınır Hizmeti’nin en profesyonel, en tecrübeli vatan evlatlarıydı.

Bu yiğitlerin kahramanlığı yalnızca “Karaheybet” ile sınırlı değildir. İkinci Karabağ Savaşı sırasında da “Mi-17” helikopter pilotları savaş meydanlarında büyük cesaret göstermiş, düşman güçlerine ağır darbeler indirmişlerdi.

Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri ve Devlet Sınır Hizmeti’nin en önemli hava araçlarından biri olan “Mi-17” helikopterleri; savaş operasyonlarında keşif, askerî yük taşınması ve operasyon desteği görevlerini başarıyla yerine getirmiştir.

Özellikle sınır karakollarının ve diğer birliklerin zor arazi koşullarına sahip bölgelere hızlı ulaştırılmasında “Mi-17” helikopterleri önemli rol üstlenmiştir.

Pilotlarımız, vatanın özgürlüğü ve egemenliği uğruna canlarını tehlikeye atmış, vatan sevgilerini fiilen kanıtlamışlardı.

Onlar; özgürlük, egemenlik ve toprak bütünlüğü uğruna canlarından vazgeçmeyi göze alan yiğitlerdi.

“Sonsuzluğa Kanat Açanlar” adlı bu proje; onların yaşamını, fedakârlıklarını ve vatana bağlılıklarını gelecek nesillere gerçek bir kahramanlık örneği olarak aktarmak amacıyla kaleme alınmaktadır.

Projemizin sıradaki kahramanı, ŞEHİT pilot Binbaşı Elmir Hesenov’dur.

ŞEHİT eşi…

Bu ad yalnızca bir insanın taşıdığı sıfat değildir.
Bu ad; bir ömrün taşıdığı en ağır yük, en büyük sabır ve en derin acıdır.

ŞEHİT eşi; bir gün kapısından çıkıp “Yakında döneceğim.” diyen adamın sesine hasret kalan kadındır.

O kadın öyle bir boşlukla yaşar ki; zaman geçse de, yıllar birbirini kovalasa da, o boşluğun yeri hiçbir zaman dolmaz.

Herkes için hayat devam eder…
Ama ŞEHİT eşi için zaman bazen bir günün içinde durur.

O, her sabah gözlerini açtığında yokluğun değişmeyen gerçeğiyle yüzleşir.

Dolapta asılı kalan bir gömlek, masanın üzerinde unutulmuş bir eşya, çerçeveden bakan bir fotoğraf…
Bunların her biri onun için canlı bir hatıraya dönüşür.

Bu kadınlardan biri de Karaheybet faciasında ŞEHİT olan pilot Binbaşı Elmir Hesenov’un hayat arkadaşı Günel Hesenova’dır.

ŞEHİDİMİZİN yarım kalan, ama hiç bitmeyen aşk hikâyesini Günel Hanım’ın hatıralarında sizlere sunuyorum…

Binbaşı Elmir Hesenov, ailesine ve çocuklarına son derece bağlı bir insandı.

Herkesle iyi anlaşır; çocukla çocuk gibi, büyükle büyük gibi davranırdı.

Çok ileri görüşlüydü. Zor durumda kalan insanlara değerli tavsiyeler verir, elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışırdı.

Köy hayatını ve doğada vakit geçirmeyi çok severdi.

Balık tutmak ve avcılık en büyük hobilerindendi.

Avdan söz açıldığında sık sık:

“Emekliye ayrılır ayrılmaz kendime bir Niva marka araba alacağım, onunla ava gideceğim.”

derdi.

Ama derler ya:
“Sen saydığını say, bak felek ne sayıyor…”

Elmir ne emekliye ayrılabildi ne de hayalini kurduğu arabayı alabildi.

Birçok arzusu gibi bu hayali de yarım kaldı…

Yakınları ise onu; merhametli, neşeli ve hayat dolu biri olarak hatırlıyordu.

Günel Hanım, titrek sesiyle Elmir’li günleri anlatmaya başlıyor:

“Elmir hayat dolu, neşeli bir insandı. Ama sahip olduğu subaylık mesleği onu çok ciddi biri gibi gösterirdi.

Dans etmeyi, müzik dinlemeyi çok severdi. En çok da sözleri merhum şairimiz M. Araz’a, müziği Niyameddin Musayev’e ait olan ‘Dünya senin, dünya benim, dünya hiç kimsenin’ şarkısını severdi.

İşten yorgun geldiğinde büyük kızımız Nuray’a derdi ki; ‘Televizyonu aç, o şarkıyı dinleyelim.’ Nuray da internetten o şarkıyı açardı. Elmir bazen hevesle dinler, bazen de oynardı. Sanki bütün yorgunluğunu o şarkıyla atardı.”

Küçük kızları Elay ise onun için bambaşka bir dünyaydı.

Ne kadar yorgun olursa olsun, Elay’ın hiçbir isteğini geri çevirmezdi.

Bazen Günel Hanım ona:

“Çocukları çok şımartıyorsun.”

dediğinde, Elmir:

“Karışma, benim hoşuma gidiyor.”

diye karşılık verirdi.

Ama bugün o çocukların soruları, annelerinin yüreğini parçalamaya devam ediyor:

“Babam nerede?
Herkesin babası var, benim neden yok?
Ben babamı istiyorum…”

Günel Hanım o anları anlatırken sesi titriyor:

“Aradan yıllar geçmesine rağmen çocuklar bazen yine aynı soruları soruyorlar. Ben ise o sorular karşısında çaresiz kalıyorum. Onları rahatlatacak bir cevap bulamıyorum…”

ŞEHİT eşi konuşuyor, ben ise onun anlattıklarını gözümde bir film şeridi gibi canlandırmaya çalışıyorum.

Anlattığı her hatıra, sanki yarım kalmış bir hayatın sessiz sahneleri gibi…

“Elmir bizi hiçbir zaman yalnız bırakıp gitmezdi. Bir damla gözyaşımıza bile dayanamazdı. Çok yufka yürekliydi.

Ama gün geldi, bizi en ağır acıyla; onsuzlukla baş başa bıraktı.

Ona kırgınım… Çünkü bana söz vermişti; ‘Ben nerede olursam olayım seni de yanıma alacağım.’ demişti.

Ama bu kez götürmedi…”

Günel Hanım, Elmir’le tanışmalarını ise şöyle anlatıyor:

“Elmir’le tanışmam Göytepe’de oldu. Kardeşim askerdi ve onların evinin yanındaki askerî birlikte görev yapıyordu. Biz de kardeşimi görmek için gitmiştik.

İlk kez orada gördüm onu.

Sonra telefonuma mesaj geldi: ‘Seni görür görmez senden hoşlandım.’

Önce çok sert tepki veriyordum. ‘Bana yazma, seni tanımak istemiyorum.’ diyordum.

Ama vazgeçmedi…”

Aylar sonra Günel Hanım ona bir şans verdi.

İkisi de öğrenciydi.

Elmir ona:

“Ben nerede olursam olayım seni yanıma alacağım. Birlikte olursak hiçbir zorluk bizi yıkamaz.”

demişti.

2010 yılında evlendiler.

Bir süre sonra Elmir, havacılık kurslarına başvurdu.

Pilot olmak onun en büyük hayaliydi.

Komisyondan geçmek çok zordu ama bütün zorlukları aşmayı başardı.

Günel Hanım o günleri şöyle anlatıyor:

“Her sabah saat 05.00’te kalkıp birlikte ders çalışıyorduk. Sanki kursu birlikte bitirdik.”

Elmir sonunda askerî pilot oldu.

Gökyüzünü seviyordu…
Uçmayı seviyordu…
Vatanına hizmet etmeyi seviyordu…

Kısa sürede profesyonel pilotlardan biri hâline geldi.

Özellikle gece uçuşlarında gösterdiği başarıyla dikkat çekiyordu.

İkinci Karabağ Savaşı başladığında Elmir Hesenov da görev başındaydı.

Savaş başlamadan birkaç gün önce evden çıkarken:

“Nereye gittiğimi söyleyemem. Çocuklar sana emanet…”

demişti.

Savaş boyunca yaralıları taşıdılar, cepheye mühimmat ulaştırdılar, ölümle yaşam arasında defalarca uçtular.

Ama bütün bunları ailesine anlatmadı.

Sadece görevini yaptı…

İlk zafer haberini de Günel Hanım’a o vermişti.

Gece yarısı arayıp:

“Televizyonu aç… Savaş bitti…”

demişti.

O an yaşadıkları mutluluk, yıllar geçse de unutulmadı.

Ancak kader, savaştan sağ dönen bu yiğit pilota başka bir son hazırlıyordu…

29 Kasım gecesi Elmir çok yorgundu.

Ama o gece nedense erken uyumadı.

Çocuklarıyla oynadı, müzik dinledi, dans etti…

30 Kasım sabahı ise hava çok sertti.
Rüzgâr şiddetliydi.

Günel Hanım ona:

“Bu havada uçuş olmaz…”

dese de Elmir yalnızca:

“Uçuşum var, gitmem gerekiyor.”

cevabını verdi.

Evden çıkarken ise ilk kez eşinin kendisini kapıya kadar uğurlamasını istemedi.

“Gelme… Hava çok soğuk.”

dedi.

Bu, onların son vedası oldu…

Bir süre sonra telefonlar peş peşe çalmaya başladı.

Ve ardından o acı haber geldi:

“Elmir’lerin helikopteri düşmüş…”

Önce yaralı olduğunu düşündü.

Çocuklarına da:

“Babanız yaralı, iyi olacak…”

diyerek onları sakinleştirmeye çalıştı.

Ama zaman geçtikçe evin dolması, insanların sessizliği ve gözyaşları gerçeği hissettirmeye başlamıştı.

Sonunda babası yanına gelip şu sözleri söyledi:

“Kızım… Elmir artık yok… Başımız sağ olsun.”

O an, Günel Hanım için bütün dünyada hayat durdu…

Gözyaşları içinde sözlerini böyle tamamlıyor ŞEHİT hanımı.

O konuştukça zihnimde tek bir soru dolaşıyor:

Neden toplum çoğu zaman ŞEHİDİN kahramanlığından söz ediyor da, o kahramanın yokluğuyla ömür boyu yaşayan kadının sessiz mücadelesini görmüyor?

Oysa ŞEHİT eşi, görünmeyen cephenin en cesur savaşçısıdır.

O; her gün anılarla, özlemle ve yoklukla savaşır…

Ve bütün acılarına rağmen yine dimdik ayakta durur.

Bu kahraman kadınların verdiği mücadeleyi görmezden gelmeyelim…

ÖZGEÇMİŞ

Hesenov Elmir Mircelil oğlu, 1988 yılında Celilabad şehrinin Göytepe kasabasında dünyaya geldi.

1995 yılında Göytepe Şehir 1 Numaralı Okulu’nda eğitim hayatına başladı ve 2006 yılında aynı okuldan mezun oldu.

2006-2010 yılları arasında Haydar Aliyev adına Devlet Güvenlik Hizmeti Akademisi’nde eğitim aldı.

2010 yılında akademiden mezun olduktan sonra Millî Havacılık Akademisi’nde kurs gördü ve ardından Devlet Sınır Hizmeti’nin havacılık biriminde pilot olarak göreve başladı.

Görev süresi boyunca 1 nişan ve 7 madalya ile ödüllendirildi.

İkinci Karabağ Savaşı’na katıldı ve gösterdiği hizmetlerden dolayı Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 3. derece “Vatana Hizmete Göre” nişanı ile ödüllendirildi.

30 Kasım 2021 tarihinde Karaheybet Havacılık Poligonu’nda gerçekleştirilen eğitim uçuşu sırasında meydana gelen helikopter kazasında, 13 silah arkadaşıyla birlikte ŞEHİTLİK mertebesine ulaştı.

Filo komutanı olan Binbaşı Elmir Hesenov’un iki kız evladı vatana emanettir…

Paylaş:
Halide Halid
YAZAR HAKKINDA

Halide Halid

Araştırmacı Yazar
Halide Halid kızı İsmayılova (Halide Halid) 24 Aralık 1965 tarihinde AzerbaycanCümhuriyet’inin Lenkeran şehrinde doğdu.1973-1983 yılları arasında Lenkeran şehri 9 sayılı okulunda eğitim aldı. 1979-1983 yıllarıarasına kadar bu okulun ‘Komsomol’ kurum...
Tüm İçerikleri
Yorumlar (1)
M
Mesut Çalışkan 19 Mayıs 2026
Şehidimize rahmet, kıymetli eşine, çocuklarına metanet diliyorum. Böyle hüzünlü ve ibret verici bir hatıratı bize sundunuz...Kaleminize sağlık
Yanıtla
Yorum Yapın
isimli kullanıcıya yanıt veriyorsunuz.