bilgi@hayatpenceresi.com

10 Haziran 2026
Beyaz mısın, Siyah mı?
/ Yazılar/Düşünce/İnsan & Hayat/Beyaz mısın, Siyah mı?

Beyaz mısın, Siyah mı?

İnsan & Hayat Lale Turak Lale Turak
18 Mayıs 2026
83
Yorum Yap
3 Dakika
Beyaz mısın, Siyah mı?
Paylaş
Aa

İnsan, çoğu zaman görmek istediğine inanıyor. Oysa görünen ile gerçeğin aynı olmadığı sayısız an biriktiriyoruz hayat boyunca. Söylenen sözlerle aslında söylenmek istenen arasında da çoğu zaman ince ama derin bir uçurum bulunuyor. Bir bakışın ardına saklanan öfke, güzel bir cümlenin içine gizlenen kibir ya da nezaket görüntüsü altında taşınan hesaplar… İnsan ilişkilerinin en yorucu tarafı da belki tam olarak burada başlıyor.

Hiç kimse bütünüyle beyaz değil; hiç kimse de tamamen siyah değil. İnsan dediğimiz varlık, içinde sayısız tonu taşıyan karmaşık bir bütünden oluşuyor. Yaşadığı hayat, yetiştiği aile, karşılaştığı kırgınlıklar, sevgiler, eksiklikler ve savaşlar; kişinin hangi rengini daha görünür hâle getireceğini belirliyor. Fakat bütün bunlar özü tamamen değiştirmiyor. Sadece hangi tarafın daha baskın görüneceğini şekillendiriyor.

Bazıları karanlığını saklayabilmek için iyiliğini vitrine koyuyor. Güzel sözleri, yardımsever tavırları ya da düzgün görünen davranışları bir kalkan gibi kullanıyor. Oysa insanın gösterdiği taraf ile içinde taşıdığı taraf her zaman aynı olmuyor. Beyaz görünme çabası, siyahı yok etmiyor; sadece onun görünürlüğünü erteliyor. Çünkü insan, eninde sonunda kalbinin taşıdığı niyet kadar ortaya çıkıyor.

Bir tablo düşünün… Vitrinde duran, hayranlık uyandıran kusursuz bir tablo. Herkes ön yüzündeki renklere bakarken, arka tarafında kalan parmak izlerini, lekeleri ya da aceleyle kapatılmış kusurları görmüyor. İnsan karakteri de biraz böyledir. Dışarıdan görünen taraf çoğu zaman özenle hazırlanır; fakat insanın gerçek yüzü, kimsenin bakmadığını düşündüğü yerde ortaya çıkar. Kalpte taşınan kötü niyetler, küçük hesaplar ve kırıcı davranışlar zamanla karakterin içine işler. Ve insan, bir süre sonra sakladığı şeyin kendisine dönüşür.

Yıllar önce çok severek okuduğum bir kitapta şu cümleye rastlamıştım: “Ağzında bal olan arının arkasında iğnesi vardır.” Ne kadar sade ama ne kadar gerçek bir cümle… Hepimizin bir iğnesi var aslında. Kırılınca kırabilecek, incinince incitebilecek taraflarımız var. Fakat asıl mesele, o iğneyi ne için taşıdığımızdır. Bal üretmek için mi yaşıyoruz, yoksa balı yalnızca yaklaşabilmek ve zamanı geldiğinde can yakabilmek için mi kullanıyoruz?

İnsan bazen tam da işine gelmeyen yerde gerçek karakterini gösteriyor. Sesini yükselterek haklı olmaya çalışanlar, kırıcı cümleleri cesaret sananlar ya da karşısındakini küçümseyerek kendini büyüttüğünü düşünenler… Oysa söylenen sözün tonu ne kadar yüksek olursa olsun, anlamı sığ kaldığında geriye yalnızca bir tutarsızlık kalıyor. Ve insanın gerçek kalitesi tam da o noktada ortaya çıkıyor.

Bu yüzden bazı insanlara verilebilecek en anlamlı cevap, tartışmak değil; sessizce mesafe koymaktır. Çünkü herkes, eninde sonunda kendine yakışanı yapıyor. Kimi inciterek büyüdüğünü sanıyor, kimi ise suskunluğun içinde bile zarafet taşıyor.

Dilerim hayat, size siyahını da beyazını da kabul etmiş; kusurlarını saklamak yerine kendini tanımayı seçmiş insanları çıkarır karşınıza. Özüyle sözü birbirine yakın olan, iyiliği gösteriş için değil gerçekten taşıdığı için iyi kalan insanlara denk gelmeniz dileğiyle…

Paylaş:
Lale Turak
YAZAR HAKKINDA

Lale Turak

Yazar
...
Tüm İçerikleri
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yapın
isimli kullanıcıya yanıt veriyorsunuz.